fuckyouverymuch:

We bring you everywhere. 

fohk:

“You live all the time with things you can’t see. You can’t see electricity, can you? You can’t see radio waves, but you accept them”
I Heart Huckabees (2004)David O. Russell

weissesrauschen:

IMG_2798 by Ashley Wu Photography on Flickr.

luxfoxlisbon:

likeafieldmouse:

Wang Yi Fei - Untitled Portrait (2006)

sad

excdus:

David Richardson

If you cum and she doesn’t…you didn’t fuck her, she fucked you.

Not me (via fvckem)

THANK YOU

(via thatstrangecatladyerin)

(Source: a-dimension-of-mind, via canal-115)

edwardmertoncasey:

'Genesis'

2013
16mm BxW reversal film; closed circuit video loop.
Installation view

godotyubeklerken:

,Son izleyişimin üzerinden bir yılı aşkın süre geçti, ne zaman üzerine iki kelam etmek istesem boğazımda düğümleniyor cümleler. bazı filmler çok özneldir, bir başkası sıkıcı bulur, izlemeye değer görmez ama eğer alt metni okuyup da kendi ruhsal dünyanızda karşılığını bulduysanız, sıradan görünen aslında ifade etmesi güç duyguları açığa çıkarıp bam telinize dokunuyorsa hayatınızda ayrı bir yere sahip olur. Noi albinoi de benim için apayrı bir yerde duran, soğuğu iliklerime dek hissetmeye başladığım günlerde İzlanda’nın o buz mavisi tonlarını, terk edilmişliğini hatırlatan zihnime kazınmış kareleriyle su yüzüne çıkan bir film. Bazen konuşursunuz ama ne başkasına ulaşır sözcükleriniz ne de başkalarının sözcükleri size… aynı dil değildir konuşulan, hayaller farklıdır, beklentiler farklı, anlatılan farklı anlaşılan farklı… farklılığınızı hatırlatır noi size, izlandanın terk edilmiş kasabası ıssızlığınızı…  
Noi  varoluş bunalımıyla yolunu kaybetmiş bir gençtir. Oldukça durağan, yalın ve minimal çizgide ilerleyen filmde Noi’nin ruhsal sancıları ve hiçbir yere ait olamayışı da sadeliğin getirdiği o vuruculukla çok başarıyla işlenmiş. Onun bunalımı hayatta her türlü hazzı tadıp da doyumsuzluğun yarattığı bir buhranla kendini” kaybeden” addedenlerinkinden ayrıdır, zaten film de gücünü bu saflıktan alır. Noi dış koşulları zorlamaz, kayıtsız bir kabulleniş vardır lakin koşullar onu zorlar; aykırı benliği kabul görmediğinden.
Belki de sinema tarihinin en dramatik sahnelerinden birini barındırır içinde başarısız bir banka soygunu girişimiyle. Çaresizliğin en çarpıcı anlatımlarından biridir. Herkesin ait olduğu bir yer varken o köhne bir bardan bile atılır aidiyet onun ruhuna aykırı olduğundan… dışlanmışların arasında bile yapayalnızdır o… onu daha da ıssızlaştıracak bir aşk, yitip giden bir deha ve Kierkegaard’ın etkileyici bir pasajıyla çok sade görünen ama  yoğun bir anlatıma sahip film… 
Slowblow - Aim For A Smile
***
ya evlenin ya da evlenmeyin… ya da her ikisi içinde pişman olun. dünyanın aptallığına kahkahayla gülün pişman olun. onun için ağlayın ve yine pişman olun. dünyanın aptallığına kahkahayla gülün, ya da onun için ağlayın; her ikisi içinde pişman olun. kendinizi asın; ve pişman olun. kendinizi asmayın, onun içinde pişman olun. kendinizi asın ya da asmayın ikisi içinde pişman olun ister asın ister asmayın, her ikisi içinde pişman olun. işte sevgili dostlarım, tüm insan bilgeliğinin özü.*
*Søren Kierkegaard

untrustyou:

Christian Pitschl

fohk:

Amoebic sculptures of Henrique Oliveira
source

girlannachronism:

Cocoon dress by Hussein Chalayan, glass headpiece by Emi Fujita for Chalayan